Tık Tık

1 Şubat 2013 Cuma

Anayurt Oteli: Yalnızlığın çürüten gücü

    1986'da Ömer Kavur tarafından çekilen Anayurt Oteli filmi, Yusuf Atılgan'ın kaleminden çıkmıştır. 12 Eylül Darbesiyle kısıtlanan sinema kültürü, daha çok karakter çalışmalarına yönelmiş ve Yusuf Atılgan'ın bu eseri ilk karakter incelemeli eser olmuştur.


    Zebercet (Macit Koper), yalnızlığıyla boğulan biriyken, akşam otele kalmak için gelen gizemli kadınla (Şahika Tekand) yaşamı renklenir. Ertesi gün kadının otelden ayrılmasıyla Zebercet kadını hayallerinde yaşatır ve her sabah odasına gidip aralarında geçen diyalogları tekrarlar. Odadaki tek bir eşyanın değişmesiyle kadının geri gelmeyeceği fikri onun odaya saygısını arttırır. Gizemli kadının yarattığı hayal dünyası ve yalnızlığı bir araya gelince dayanılamaz bir acı ortaya çıkar ve bu acısını hizmetçisi Zeynep'e (Serra Yılmaz) sarkıntılık yaparak hafifletmeye çalışır. Gizemli kadının gelmeyişi Zebercet'i hazin bir sona doğru sürükler.


   5 aydır bilgisayarımda beklettiğim filmi, henüz bugün izleyebildim. Zamanın şartlarıyla çekilmiş, konusu ve uyarlaması sağlam bir yapıt. Aldığı ödüllerle de bunu kanıtlamış olacak ki; tereddüt etmeden izledim. Zaten Yusuf Atılgan ismini gören bir insan bu filme kayıtsız kalamaz gibi geliyor.

Kalbimi Nefes Borunda Bıraktım : Bedia Ceylan Güzelce - 1473


Bazı kitaplar hayat değiştirir, bazıları düşünceleri pekiştirir, bazısı çok hüzünlendirir, kimi iyice çiğnenememiş bir yemek gibi gırtlağınıza oturur. Bu romanda hepsi var. Bedia Ceylan Güzelce, 1982 doğumlu bir yazar ve tv sunucusu. 1473 onun ilk romanı. Okuduğum en başarılı ilk romanlardan. İnce bir sızı gibi gelip insanın içine yerleşiyor. Kitap bittiğinde, bir kirpi olmak istiyorsunuz. Aşkı anlamak için zaman harcamayan, geldiği gibi kabullenen ve kokusuna varıncaya dek özünde yaşayan bir tek eşli kirpi olmak, insan olmaktan daha yüce bir yerlerde.

Roman ile ilgili çok fazla konuşmayacağım. Temel olarak mesele, Akkoyunlular ile Osmanlılar birbirlerine Otlukbeli'nde girmeye karar verdiğinde, şanssızlık eseri orada yuvası bulunan, henüz yavruları bile olmayan ve ancak 3 kıştır beraber kış uykusuna yatabilmiş bir çift aşık kirpi. Dişi kirpinin ağzından okuduğumuz hikayede yapılan sevgili tasviri, kurulan şiirsel cümleler ile günümüzde aşkı hakkıyla yaşamak için, hayvanlardan örnek almak gerektiğini ortaya koyar niteliklerde.

Bir parça kirpilik öğrensek hepimiz, dünya çok daha güzel bir yer olurmuş.


"İnsanların bazılarına öldükten sonra yaptırılan mezarlar,yaşarken onlara layık görülen hayatlardan çok daha gösterişli." sf. 102


"Ahh sesi, bir ömrün virgülüdür." sf.71

"Bin dehlizli bir yeraltı şehrinden getirilmişti gözleri,onlarla kötü bir şey yapması mümkün değildi." sf.31