Tık Tık

12 Ocak 2013 Cumartesi

Bir Kalenin Yalnızca Tek Bir Kralı Olabilir - The Last Castle



The Horse Whisperer ve bir çok western filminden tanıdığımız Robert Redford'ın, başrolünü The Sopranos'un Tony Soprano'su James Gandolfini'yle paylaştığı The Last Castle, yüksek güvenlikli bir askeri hapishanede geçiyor. Robert Redford'ın oynadığı Eugene Irwin, yüksek rütbesiyle ve Amerika'nın en ünlü taktik uzmanlarından biri olmasıyla tanınan bir Korgeneral. Görev sırasında verdiği bir karar nedeniyle ölüme sebebiyet vermekten dolayı 10 yıl hapse mahkum tutuluyor ve James Gandolfini'nin, Albay Winter rolüyle hapishane yöneticiliğini yaptığı Castle'a gönderilmesiyle başlıyor film.



Albay Winter, içinde bulundukları hapishanenin bir askeri hapishane olmasının da getirdiği bir tedirginlikle, mahkumlar arasında bir korgeneralin bulunmasından rahatsız.

Diğer mahkumların başka bir mahkuma saygı duyması, onun itibarını sarsıcı nitelikte. Bu sebeple, askerler arasındaki farklılıkları sıfıra indirme çabasında ve bu sebeple "kazara" ölümler de dahil hapishane güvenliğini maksimum seviyede tutmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.
Bu "kazara" ölümlerin sonradan farkına varan ve bundan rahatsızlık duyan Irwin, Winter'ı görevden aldırmaya karar veriyor ve bunu yapabilmesinin tek sebebi de, askeri yasalara göre, Winter'ın hapishanenin kontrolünü kaybetmesini sağlamak.



Winter, içten içe Korgeneral Irwin'e askeri başarılarından dolayı bir kıskançlık duyuyor, filmdeki ince detaylarla da bu bir nevi sezdirilmiş. Winter, hapishanedeki ofisinde sürekli Salieri dinliyor ve bildiğimiz üzere, Salieri, Mozart döneminde yaşamış bir başka müzisyen.

Mozart gibi bir dehanın gölgesinde kaldığı için yeterince tanınamaz. Çünkü ne kadar iyi olursa olsun bir dahi kadar iyi yazamaz. Winter ile Korgeneral Irwin arasındaki ilişkiyi de Salieri'nin tanrıya şu serzenişinde bulabiliriz ; "Tanrım bu bana nasıl bir cezadır ki, bu adama böyle bir yetenek verdin, bana ise yalnızca bu yeteneği anlayabilecek kadar bilgi verdin."


Irwin, kararını verdikten sonra kolları sıvıyor ve kısa bir sürede bin iki yüz kadar askerle kendi komutası altında bir ayaklanma başlatıyor ve Albay Winter'ı taktiksel planıyla alt etmeyi başarıyor. Filmin genelinde hakim olan hava aynı zamanda bütün mahkumların asker olmasıyla hapishane havasından biraz daha farklı. 

Filmin müzikleri, Total Recall'dan tutun da Forrest Gump'a kadar birçok filmin müziklerini yapmış Jerry Goldsmith ve Country müziğiyle tanınan Dean Hall tarafından kompoze edilmiş. Filmin konusuyla ilgili daha fazla bilgi vermeyi bırakıp, sizi filmin felsefik "kale" tanımıyla ve filmle baş başa bırakıyorum;

"Take a look at a castle, any castle. Now break down the key elements that make it a castle. They haven't changed in a thousand years:
1) Location: A site on a high ground that commands the territory as far as the eye can see.
2)Protection: Big walls. Walls strong enough to withstand a frontal attack.
3)Garrison: Men who are trained and willing to kill.
4)Flag: You tell your men, 'You're soldiers, and that's our flag.' You tell them nobody takes our flag."


IMDB'den 6.7 puan almış fakat, filmin bu puandan çok daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. İzleyiniz efendim, pişman olmayacaksınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder